1 OCAK

1 OCAK

Gelecek, geliyor derken geldi bile 2015, hatta ilk günü yarıladık bile. Dışarda kurşun gibi bir hava ve şakır şakır yağmur var, pek keyifli bir ilk gün değil yani. Oysa bir zamanlar 1 Ocak’da sahile ya da koruluğa gidip piknik yapardık Antalya şehrinde.
Yeni yıla ilk kez 2 kişilik bir aile olarak evde tek başımıza girdik. Her zaman eşlikçimiz olarak ya arkadaşlar, ya çocuklar, ya eş-dost, akraba olurdu. Bu kez bir ilki denedik ve memnun kalmadık, yılbaşı gibi özel günler kalabalıkla güzelmiş. Yine de sülaleyi doyuracak kadar yemek hazırlayıp hevesle oturduk süslü püslü soframıza. Çorbadan sonra iştahım kesildi ama pek lezzetli olan kestaneli pilavımın aşkına yemeye devam ettim. Yarım aldığımız için tek bacaklı olan hindimizin budu ikimize yetti arttı bile. Yılbaşı 3 gün sürse yemek yapmaya gerek kalmayacaktı, kalanları dolaba nakledip ufak tefek mezelerle beyaz renkli sıvımızı yudumlamaya devam ettik. Fonda TV kanallarından birinde abuk subuk bir dizinin sulandırılmış şarkılarla bezenmiş Sibel Can soslu sözde yılbaşı programı vardı. Ege şivesi aşkına göz ucuyla izlemeye devam ettik. Skype’da çocuklarla halleştikten sonra ben mekan değiştirip bilgisayar başına konuşlandım ve eş dostla naklen yılbaşı muhabbetlerine giriştim. Bir ara feci uykum geldi, normalde geceyarılarına kadar yatmayan ben oracıkta sızıverecektim neredeyse. Gözkapaklarımı parmaklarımla açıp çay-kahve içerek geceyarısını bekledim. Yeni yıla girmeden önce Noel Ana şapkamı giyip kendimi havaya soktum. O arada 2015 gelivermiş bile, farkettiğimizde eski yıl geride kalmıştı. Bir yıl daha yaşlanmanın üstüne bir fincan kahve devirip Candy Crush Soda’nın bir türlü geçemediğim leveliyle cebelleştikten sonra daha fazla dayanamayıp bünyeyi uykuya teslim ettim. Hoş geldi 2015, huzur getirsin ülkeye ve dünyaya, sağlık getirsin.
Fotoğraf  salı akşamı gittiğim Opera Sahnesi’ndeki “Yeni Yıl Konseri”nden. Balerin kızımız “Kuğunun Ölümü” dansını yapıyor. Pek leziz bir konserdi. Şu anda da TV’den “Viyana Filarmoni Orkestrası”nın “Yeni Yıl Konseri”ni izliyorum. İzlerken de dünkü hindiden artanlarla sandviç yaptım şalgam suyu eşliğinde götürüyorum. Beyaz et olduğu için arada boğulma tehlikesi atlatıyorum ama şalgam suyu imdada yetişiyor. Viyana Filarmoni’den klasik konser izlerken şalgam suyu içmek pek konsepte uygun olmasa da ben uydurdum valla, nasılsa onlar görmüyor. Şu anda orkestra şefi garsonun getirdiği şampanyayı orkestra elemanlarına dağıttı, şerefe kadeh kaldırıyorlar, ben de ekrana karşı şalgam suyumu kaldırarak eşlik ettim. Konser bitince bulaşık makinesini boşaltmam ve ıslattığım fırın tepsisini yıkamam lazım. İnsan yılın ilk günü daha romantik eylemler bekliyor ama elimizdeki bu, yersek 🙂
Neyse ben sizlere bir kez daha mutlu yıllar dileyerek sahneden ayrılayım. İşim var, bis yapamayacağım, alkışlayan elleriniz dert görmesin (konserden sonra feci havaya girdim de 🙂 ).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir