DÜNDEN, BUGÜNDEN

DÜNDEN, BUGÜNDEN

Dün zorunlu birkaç şey almak için alışveriş merkezine gitmek durumunda kaldım. Her zaman gittiğim, eve yakın, küçük çaplı ve neyin nerede olduğunu gayet iyi bildiğim için tercih ettiğim bir mekan burası. İçeri girdiğim anda yılbaşının yaklaştığını anladım ama parmak hesabı yaptığımda daha 1,5 ay olduğunu tesbit ettim, bu acele niye ki?
Pek yaldızlı, pek sarışın bir süsleme tercih etmiş konunun yetkilileri, sevmedim. Sonra Zara’ya girdim, bir sürü giysiyi elden geçirdim, mavi bir elbiseyi üstümde denedim hatta, 23 Nisan gösterisine gelmiş Romen ekibine benzediğim için acilen çıkardım. Baktım Zara’dan bana fayda yok, Oysho’ya girdim, Oysho’dan hiç fayda yok esasen de kendim için bir şey istiyorsam namerdim, hediye aldım oradan. Madame Coco, Karaca ve Bernardo’yu da teftiş ettim, ilk ikisinden elim boş, sonuncudan bir başka hediye ile çıktım. Bunca yer gezip kendimi hiç sebeplendirmediğim için mahzun oldum ve teselli bâbında D&R’ya daldım. Daha önce “Kestane Kıranında Kadınlar” ve “Elli Yıl Sonra Kül” isimli kitaplarını okuyup sevdiğim Tahir Musa Ceylan’dan “Kızböcekleri”ni, Behçet Necatigil’in kızı Ayşe Sarısayın’dan da “Ansızın Günbatımı”nı alıp kendime mansiyon ödülü verdim. Ayşe Sarısayın’la Füruzan adına düzenlenen Öykü Günleri’nde tanışmıştım, çok zarif bir hanım. Biraz sohbet edip “Yorgun Anılar Zamanı” isimli öykülerini imzalatmıştım. Bu seferki bir roman bakalım nasıl bulacağım. Yeterince alışveriş yaptığıma kanaat edince ayrıldım AVM’den, dışarı çıkınca yeni yılın daha çok geldiğini gördüm ama artık kabak tadı veren 4 yıllık kardan adamlarla gelmişti. Hayatlarına biraz değişiklik katsalar iyi olacak:
Bugüne gelirsek hemen hemen öğleye kadar karşı apartmandaki ağaç kesme faaliyetini izledim. Karşımızdaki apartman tek bir kişiye ait, ilginç bir adam sahibi. Hemen her yıl apartmana ya bakım ya da köklü bir değişiklik yaptırır. Kiracılarını genellikle çocuksuz ailelerden ya da dul hanımlardan seçer. Dört katlı binada sadece kendinin kullandığı bir asansör vardır. Yılda toplasan 3-5 kez bindiği bir otomobil parmaklıkla çevrilmiş küçük bahçede durur ve her hafta bütün sokağı sele vererek karısı tarafından gıcır gıcır yıkanır. Yıkama esnasında kadın kocasına seslenmek isterse “Aloooo” diye avazı çıktığı kadar bağırır. Hasılı ilginç bir ailedirler. Hafta başından beri apartmanın yan tarafına dikilmiş zeytinleri topluyorlardı. Bugün yine zeytinlerin dibinde bir faaliyet yapmaktaydılar, önce topraklarını kabarttıklarını düşündüm ama işin aslı öyle değilmiş. Her zeytinin dibinde boylu boslu birer turunç ağacı dikiliydi, o kadar güzeldiler ki zeytinler gölgede kalıyordu onların yanında. Ama gözden çıkarılmışlar ne yazık ki, balkona çıktığımda her ikisi de boylu boyunca yerde yatıyorlardı. Mücevher gibi ışıldayan turunçlar yerlere saçılıp patlamış, dallar ağaçlar bir yana yayılmıştı. Zeytinler ferahladı ama ben pek üzüldüm. Her balkona çıkışımda o turunçlara bakıp neşelenirdim. Az evvel gördüm, çöp konteynerinin yanına üzerindeki meyvelerle atıvermişler.  İçimden bir veda selamı çakıp bir hışımla kargoya gittim yine. Geçen defa sıkı bir tartışma yaşadığım kargo şubesine hem de. Normal şartlarda hiç işim olmazdı ama ne yazık ki D&R internet şubesi o kargoyla çalışıyor. Bu defa işi garantiye almak için adrese teslim yerine şubede teslim istedim. Lakin bekle bekle ses çıkmadı, siteye girip baktığımda kitapların ayın 15’inde yollandığını farkettim. Cinim tepeme çıktı tabii ki, artık özellikle yaptıklarını düşünüyorum, haberim olmasa geri gidecek. Yine bağırışlı çağırışlı bir teslimatla kitaplarıma kavuştum ama bu işin sonu nereye varacak bilmiyorum. Bu kadar gerginliğe sebep olan kitapları merak ediyorsanız sayayım: “Kemal/Gül Sunal”, “Süleyman’ın Kuyuları/Hesna Odabaşı”, “Yetim Kalacak Küçük Şeyler/Oya Baydar” ve bu yıl Ursula Le Guin okumaları planladığım için “Yerdeniz Büyücüsü 1”. Okunacaklar kulesi giderek yükseliyor, kolay gelsin bana…

Not: Peki yazıyı tamamlayıp twitteri açtığımda Ayşe Sarısayın’ın fotoğrafıyla birlikte “Ansızın Günbatımı”nın tanıtımına ve Ursula Le Guin’den bir alıntıya ardarda rastlamama ne dersiniz, “hissikablelvukû” mu acep 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir