GEZELİM, GÖRELİM, KEŞFEDELİM (ANKARA 9) VE KİTAP MEYDAN OKUMASI (9)

GEZELİM, GÖRELİM, KEŞFEDELİM (ANKARA 9) VE KİTAP MEYDAN OKUMASI (9)

Şunun şurasında Ankara’dan ayrılmama bir hafta kaldı, kalan zamanı toparlanarak ve aklıma koyduğum mekanları görerek değerlendirmeye çalışıyorum. PTT Pul Müzesi geldiğimden beri niyet ettiğim bir yerdi, gezmek bugün kısmet oldu. 

 
Müze Ulus’ta, Bankalar Caddesi denilen bulvar üzerinde, Ziraat Bankası’nın tam karşısındaki eski Emlak Bankası binasının restore edilmesiyle hizmete açılmış. Eski Emlak ve Eytam Bankası 1926’da kurulmuş, bina ise Clemens Holzmeister tarafından tasarlanmış, erken Cumhuriyet Dönemi’nin en güzel mimari örneklerinden. 2013 yılında restore edilerek Pul Müzesi’ne dönüştürülmüş, pek de iyi edilmiş.
Müze ücretsiz, Pazartesi hariç her gün mesai saatlerinde açık. Girişte ziyaretçileri bu eski posta arabası karşılıyor.
İstiklal Savaşı’nda kullanılmış posta kutuları ve telefon santralleri

Yıllar içinde kullanılan posta kutuları
Telgraf cihazları

Geçmişten günümüze postacı kıyafetleri
Pul baskı makinesi
Çocuk bölümü

Pulları dijital ortamda incelemek ve bilgi almak mümkün

 
Müzenin çeşitli salonlarında Türk ve Dünya pullarını dijital ortamlarda inceleme imkanına sahipsiniz. Filateli meraklıları için sabahtan akşama kadar vakit geçirilebilecek bir mekan.
Çok zarif dekore edilmiş bir de cafesi var müzenin, çay-kahve ve yemek servisi mevcut. Fiyatlar son derece makul. Kahve içerek yorgunluk attık. Ayrıca hatıra eşyası alabileceğiniz küçük bir dükkanı da var.
Filateli meraklılarına önerilir, çok güzel düzenlenmiş, geniş kapsamlı bir müze olmuş. Ankaralılar gezip görün derim. 
Hazır buralara gelmişken bir de Salt Ulus’a uğrayalım dedik. Eski Osmanlı (Şimdiki Garanti) Bankasının yanındaki küçük binada bulunan Salt Ulus’ta “Köklere Dönüş” isimli sergiyi gezdik.
Aşağıdaki kapı detayı eski Osmanlı Bankası binasından:
Vee “Kitap Meydan Okuması”na gelirsek, 9. günün sorusu şöyle:
9. gün: Sevmem sanıp da sonunda sevdiğin bir kitap:
Uzun uzun düşündüm aslında bunun için, kitaplığımdan uzak olmam da işi biraz zorlaştırdı. Sonunda Ayşe Kulin’in anılarını kaleme aldığı “Hayat” ve “Hüzün”de karar kıldım. İlk birkaç kitabından sonra Ayşe Kulin okumayı bırakmıştım. Bu kitaplara da biraz mesafeyle yaklaşmıştım, okumayı düşünmüyordum ama sonunda anı okumanın cazibesine kapılarak başladım. Sonuç edebi yönden pek parlak olmasa da bir devre ışık tutması, eski Ankara hakkında bilgi vermesi ve benim anılara olan düşkünlüğüme karşılık göstermesi açısından olumlu oldu. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir