GÜNLERİN KÖPÜĞÜ

GÜNLERİN KÖPÜĞÜ

Eveeet, nerede kalmıştık? Kısa bir hatırlatma yapayım, 40 yıldır görmediğim arkadaşım gelmişti ve birlikte geçen ikinci günümüzde Gazipaşa’ya bir başka eski arkadaşı görmeye gidecektik, nitekim gittik de. Hatırlatayım, bu bol fotoğraflı bir post olacak ona göre, tıklayıp büyütün ama pek güzeller. Sabah erken Adana otobüsüne binip Gazipaşa’ya doğru müteveccihen yola çıktık efenim. Binmez olaydık meğer bu otobüs değil dilenci vapuruymuş. Onar dakikalık aralarla durup yolcu indirdi, yolcu bindirdi. 1,5-2 saatlik yolu 4 saatte alabildik, aynı işkenceyi gece dönüşte de yaşadık ama bu konuyu gözardı edersek harikulade bir gün geçirdik yıllar sonra buluşmuş 3 eski dost…

 

Yemeğimizi Gazipaşa sahilinde salaş bir lokantada yedik ama hem yemek, hem sohbet şahaneydi. Bizi girişte lavantalar karşıladı.

Ve manzaramız da…
Yemekten sonra kahvelerimizi arkadaşlardan birinin dağın yamacındaki kartal yuvasına benzeyen evinde içtik, buyrun Gazipaşa’yı kuşbakışı seyredin:

 

 Sonra inişe geçip diğer arkadaşın yine şahane manzaralı evinde bu defa çay sefası yaptık.

Enginar tarlası ardından görünen deniz
Ve güneş denize kavuşup karanlık basınca biz de yaşadığımız günün güzelliği ve sıcaklığıyla mutlu ağır ağır dönüş yoluna vurduk.
Üçüncü günümüz parklara, bahçelere cafelere ayırmıştık. Beachpark’la başladık:
Rüzgârlı sahilde yürüdük uzun uzun
Coşmuş yalancı orkide ağaçlarının altında gezindik, pembeye bulandık
Bir kahve molasının ardından rakımı yükseltip Falez Park’taki en sevdiğim cafeye konuşlandık.
Çay içtik
Kuş seslerini dinledik
 Açmaya çabalayan çiçeklere destek attık 🙂

E ama arkadaşımı Nar Cafe’ye götürmeden olur mu? Bu manzaradan mahrum bırakır mıyım hiç, birlikte bulut show izledik. Akşam fotoğrafı bilgisayara indirdiğimde şehrin profilini ve benim sinirimi bozan Ramada Otel’i traşlayıverdim 🙂

Sonra martılar geldiler, suya yazı yazdılar, biz de okuduk. “Hayat ve dostluk her şeye rağmen güzel” diyorlardı.
Ve bugün veda günüydü, sabah şemsiyeli sokaktan geçip efsane börekçi Tevfik’e gittik, ardından kahvelerimizi içip arkadaşımı havaalanına götürecek servise doğru yollandık. O şimdi evine ulaştı, bense bu sefer yine Adalet Cimcoz dublajlı Belgin Doruk sesiyle “Hoşçakal” diyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir