GÜNÜN ARDINDAN

GÜNÜN ARDINDAN

Temizlik, kitapçı turları, eski arkadaşlarla buluşma derken neredeyse bir haftayı geçiriverdik bile Ankara’da. Cuma gününü ise günlerdir beklediğim bir etkinliğe, Nuri Bilge Ceylan’ın “Altın Palmiye” ödüllü filmi “Kış Uykusu”nu izlemeye ayırmıştım. Öncesinde sinemanın olduğu mekanda, hoş bir çay evinde (Keifi) çaylarımızı yudumladık. Benim karışık baharatlı ve Morgentau aromalı Hindistan menşeli çayım tek kelimeyle enfesti.
Sonra da yaklaşık 3,5 (reklam ve fragmanları da dahil edersek 4) saatlik bir maraton için sinemaya girdik. Nuri Bilge Ceylan’ın tepe noktasında “Bir Zamanlar Anadolu’da” olmak üzere tüm filmlerini çok sevdim. Bu film de diğerleri gibi beni yanıltmadı. NBC filmlerinin aksine bol diyaloglu bir yapımdı “Kış Uykusu”. Onca zaman nasıl geçti anlamadan soluksuz izledik. 
Haluk Bilginer’in taşrada yaşayan eski bir tiyatro oyuncusu Aydın’ı müthiş bir performansla canlandırdığı film Kapadokya’da geçiyor ama bildik turistik Kapadokya manzaralarından çok daha etkileyici görüntüler sunuyor izleyenlere. Taşrada yaşayıp taşra insanlarını tanımayan Aydın, eşinden boşandıktan sonra İstanbul’u bırakıp bu soğuk, kasvetli ve sıkıcı küçük şehirde diğerleri gibi kış uykusuna yatmış mutsuz ve pişman, sivri dilli kızkardeş Necla, içine kapanık ve mutsuz genç karısı Nihal, Aydın’ın kiracısı ve kasabanın imamı Hamdi, öğretmen Levent, çiftlik sahibi Süavi, küçük çocuk İlyas filmin baş kahramanlarıydılar ve canlandıran oyuncular olağanüstü bir oyunculuk sergileyerek filmi soluksuz izlememizi sağladılar. Acemi bir yönetmenin elinde insanı hayatından bezdirecek bir film olabilecekken Nuri Bilge’nin sihriyle bir masala dönüşmüş. Filmin uzunluğuna aldırmayın ve mutlaka izleyin derim, pişman olmayacak, kendinizden ve çevrenizden çok şey bulacaksınız…
Film hakkında TIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir