NE OLMUŞ, NE BİTMİŞ

NE OLMUŞ, NE BİTMİŞ

Mutluluğun minicik şeylerde olduğuna inananlardan mısınız? Ben öyleyim; bazen bir gün batımı, bazen sahilde bulduğum renkli bir kabuk, bazen bir kitabın tek bir paragrafı, bazen komşunun kavruk oğlunun çöpten bulup sunduğu bir çiçek eskisi beni mutlu etmeye yeter. Hayat anlardan ve bu anların size sunduğu şeylerden ibaret değil midir zaten. Fotoğraftaki ayraç da böyle bir mutluluğa sebep oldu, bir sessiz takipcim bir gün sessizliğini bozup bana bir ayraç yollamak istediğini söyledi ve 2 gün önce posta kutuma bu güzellik düştü. Adıma yapılmış, el emeğiyle işlenmiş bu harika ayraç için ne kadar teşekkür etsem azdır, umarım bir yaz günü bir fincan kahvenin başında sohbet etmeyi gerçekleştirebiliriz Zehra hanım…
Havaların soğuk gitmesinden midir, güneşin nazlanıp kara bulutların arkasına saklanmasından mıdır enerjim düşük bu aralar, sanırım bünyeyi de etkiliyor ki bir süredir kuytu köşelere gizlenen vertigom dün sabah “ce!” diyerek önüme atladı. Kendisini pek iyi karşıladığımı söyleyemeyeceğim, pas vermedim, hatta kapıyı suratına çarpmak istedim ama baş edilecek bir yüzsüz değil, inatla daldı içeri. Gün boyu didiştik, büyük bir kısmını itekledim kapı dışarı, ayağını pervaza koydu direniyor ama ben onu defetmeyi bilirim 🙂 Tam da Orhan Pambık’ın son kitabı “Kafamda Bir Tuhaflık”a başlamışken senkronize olsun diye de düşünmüş olabilir, “Kafamda Bir Tuhaflık”ı kafamda bir tuhaflıkla okuyayım istedi galiba. Yeni yılın 6. kitabı olarak başladım, henüz 50 sayfa okudum ama iyi gidecek sanki, severim zaten Orhan Pamuk kitaplarını. “Sessiz Ev” favorimdir, “Cevdet Bey ve Oğulları” da öyle. Esasen “Yeni Hayat” ve “Masumiyet Müzesi” dışında sevmediğim kitabı olmadı. “Masumiyet Müzesi”ni birkaç kez elimden fırlatma aşamalarına geldimse de bitirdim ama kavgadan çıkmış kadar yorulmuş ve sinirlenmiştim son sayfayı okuduğumda. Yazın müzeyi gezdim yine de, müze gezisi kitaptan keyifliydi.
Bu aralar Oscar Filmleri etkinliği yapıyorum, malum tören yaklaşıyor. Biliyorsunuz her sene kırmızı balmumlu davetiye yollanır şahsıma, hatırlarını kırmam giderim. O yüzden hazırlık yapmam gerekli. Gerçi geçen yıldan beri Digitürk’le yaptıkları anlaşma canımı biraz sıkıyor olsa da yine bir yol bulurum diye düşünmekteyim. 8 aday filmden “Selma” ve “American Sniper” dışındakileri izledim. Hepsini beğendim ama oyun kime diye sorarsanız “Whiplash” diyeceğim. Yabancı dildeki adaylardan şimdilik sadece “Ida”yı izleyebildim, diğerleri sırada. Bugün bilgisayarın babası sayılan Alan Turing ve Enigma şifresinin konu edildiği “The Imıtation Game”i seyrettim. Soyadını bir türlü aklımda tutamadığım için Benedict Cumpurlop dediğim erkek oyuncu ile çemçük ağızlı Keira başroldeydiler. Cumburlop rolünün hakkını vermiş, Keira’yı bir türlü sevemediğim için objektif olamayacağım. Yarın sırada “Selma” var, bakalım ne menem bir şeymiş. 
Dün akşam vertigo mertigo dinlemeyip yılın ilk sanatsal etkinliğine katıldım, Opera Sahnesi’nde “Kelebekleri Öldürmeyin” ve “Çeşmebaşı” balelerini izledim. Başdönmesi eşliğinde başdöndürücü bir dans gösterisiydi, çok beğendim. Sanat varolsun, emek verenler çok yaşasın. Birkaç fotoğraf görmek isterseniz blogun sağ yanındaki “Sayfalar” kısmında “2015 Etkinlikleri” linkini tıklayabilirsiniz.
Bu aralar böyle sevgili takipçiler, vertigom ve ben hepinize güzel ve sağlıklı günler dileriz…

En son yayınladığımız Bim market 23-29 Ocak 2015 başlıklı yazımızda 2015, 2329 ve Market hakkında güncel bilgi içermektedir.

  • ne olmuş ne bitmiş

Benzer yazılar

Previous post
Next post


Submit your comment

Your name is required

Web sitemizle alakalı görüş öneri ve taleplerinizi- icerikkontroltalebi@gmail.com -a iletiniz