NEREDESİN LEYLAK HANIM?

NEREDESİN LEYLAK HANIM?

Bir önceki postun tarihine baktım da bir hafta olmuş buralara uğramayalı. Ncık, ncık, ncık! Ayıp Leylak, evini ihmal ediyorsun, yakıştıramadım sana. İyi tamam da buraları seller sular götürdü, oturduk evde mahpus gibi ne yazsaydım yani, can simidi gönderin, boğuluyoruz mu deseydim.
Durun bir düşüneyim neler olmuş; bir kere emanet Japonları evlerine geri postaladık. Miki ve Mika’lıktan çıkıp asıllarına rücû ettiler. Bugün okuduğum çizgi roman Snoopy’yi de sayarsanız 4 adet kitap bitirdim. “Turgut Uyar’ın Çocuklarıyız” beni çok tatmin etti, iyi bir kitaptı, şairi birinci elden yani 4 çocuğundan okuyup bilinmeyen yönlerini öğrendim. Ardından okuduğum “Yağmur Durmadı” deliler gibi yağan yağmurla senkron tutturması açısından anlamlıydı ama “Beğendin mi?” derseniz cevabım “Hayır” olur. Kötü bir tercümeydi, 2 sayfayı aşan, sonuna gelene kadar başını unuttuğum cümleler vardı. Kitabı kapattığımda aklımda kalan tek bir satır bile olmadı. Yegane güzel yanı kapak resmiydi. Ve sonra pek güzel bir polisiye okudum, her sayfası dolu dolu, polisiye gibi bir polisiyeydi, Hesna Onbaşı’dan “Süleyman’ın Kuyuları”. Aşkım Snoopy ise bugüne renk katan bonus oldu. 
Bunca yıldır Antalya’da yaşarım, bu derece çılgın bir yağmuru 3. ya da 4. tecrübem. Tüm gece boyunca ve ertesi gün öğlene kadar hiç kesilmeksizin, adeta kovayla boşalırcasına, ardarda şimşek ve gökgürültüleri eşliğinde yağdı, sabaha karşı bir ara dolu da indirdi. Gazetelerde, TV’de görmüşsünüzdür şehre verdiği zararı. Her şeyin fazlası gibi yağmurun fazlası da zarar. 
Dün nihayet güneş yüzünü gösterdi, zincirinden kurtulmuş gibi attım kendimi dışarı. Ruhum öylesine kasvetlenmişti ki kaç gündür dinmeyen yağmur ve karanlık havadan kendimi ışıltılı yılbaşı süslerine vurdum. Hiç niyetim yokken ağacı çıkarıp kurdum ve süsledim. Renkli renkli iki pırıldasın da kararan gönlüm aydınlansın biraz. Bu arada yağmurun kırıp yerlere indirdiği Benjamin ağaçlarının dallarını topladım sokaktan çöpçü gibi, öyle taze ve yeşildiler ki kıyamadım. Eve getirip yıkadım, pakladım, vazoya yerleştirdim. Üzerlerine de birkaç yılbaşı süsü asınca gelin gibi oldular. Aferin bana değil mi?
Fotoğraftaki zürafa kızımız Zarife, yılbaşı için pek hevesli. Boynuzuna kurdelesini taktı, ağacın yanına yerleşti yeni yıl için gün sayıyor. Ben de ağır ağır yeni yıl kartlarımı yazıp postalamaya başladım. Bu yıl postacı ile ne maceralar yaşayacağım meraktayım. 
Şimdi izninizle diyorum, akşama yemek yok, bütün gün yattım üzerinize afiyet. Kısır yapıp turşu ve marul eşliğinde götüreceğiz. Üstüne de çay, bundan iyisi Şam’da kayısı. Haydi akşamınız güzel olsun…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir