NERGİSLİ BİBLİYOSAL BİLANÇO :)

NERGİSLİ BİBLİYOSAL BİLANÇO 🙂

Sabah erkenden semt pazarına gittim, bir kısım yeşillikle birlikte yukarıdaki güzellikleri aldım. Koklaya koklaya geldim, lakin çok pahalı satıyorlar yafu, 5 sap nergise 2 lira verilir mi? Verdik ayol, ne konuşuyorsam, hatta 10 sapa 4 lira verdim 🙂 Parayı amorti etmek için soldurana kadar koklarım artık. Koklarken bir İzmir, bir Denizli düşer aklıma, halam çıkıp gelir ötelerden, öğretmenliğimin ilk yıllarındaki öğrencilerim gelir, Şeytan Pazarı’nın mis kokusu gelir, İzmir’de yağmurlu bir Pasaport günü gelir, gelir de gelir…
97. kitabımı okuyorum dört nala, yıl bitmeden 100 yapmak niyetim. “İza’nın Şarkısı” Macar yazar Magda Szabo’nun bir eseri. Daha önce YKY’den çıkmış üç kitabını okumuştum, yeni bir çeviri olsa da bassalar diye düşünürken Kanat Yayınları’ndan çıkmış bu 2008 baskıyı görüverdim Babil.com’u kurcalarken. Geleli bir on gün oluyor ama dün gece yatarken aldım elime, 30-40 sayfa okur uyurum derken 120’ye gelivermişim, yarıladım yani anlayın o derece güzel. Sanırım bu yılın benim indimde en iyi yabancı kitabı olacak. Aslında hazır konuyu açmışken bir okuma bilançosu çıkarayım şuracıkta dursun, arzu edenler fikir alsın, etmeyenler bakıp geçsin ya da bakmadan geçsin 🙂
Bu yıl çok parlak okumalar yapmadım itiraf edeyim, bir heyecan elime aldığım pek çok kitap fos çıktı, ummadığım bazıları ise “vay be!” dedirtti. Gerek kişisel, gerek “Bibliyomanyaklar” blogu için okuduklarım içinde unutulmazlar çekmecesine atacağım çok az şey oldu. Yerlilerden benim için yılın kitabı Ayfer Tunç’un “Dünya Ağrısı” ve Mehmet Eroğlu’nun “9,75 santimetrekare”si oldu. Yine Emrah Polat’ın “Alocu Tilkinin Serencamı”, Emrah Serbes’in “Deliduman”ı, Şöhret Baltaş’ın “Annemle Konuşmalar”ı bu yılın “en”leri arasına girebilir. Çok sevdiğim polisiye dalında ise Hesna Onbaşı’nın “Süleyman’ın Kuyuları” ve Algan Sezgintüredi’nin “Maktulün Şansı” liste başına yerleştiler. Esra Türkekul’dan ise 2015 için bir Berna macerası daha beklemekteyim. Yabancı yazarlara gelince yukarıda bahsettiğim “Iza’nın Şarkısı” bir numaraya yerleşti bile bitmeyi beklemeden. Geçen yıl “Dolambaç”ını okuyup sevdiğim Gerbrand Bakker’in “Yukarıda Ses Yok”u, Juli Zeh’in okuduğum 3 kitabı, Raymond Carver’ın “Katedral”i ve Alice Munro’nun “Firar”ı “biz de varız” diyenler arasındaydılar. Ve o toraman gövdesi ve yüzlerce kahramanı ile Mo Yan’ın “İri Memeler Geniş Kalçalar”ı pek çok kitabı bir popo darbesiyle ekarte edip öne geçti.
Tabii hepsi bu kadar değil, bunlar en sevdiklerim oldu ama okuduğuma pişman olmadığım başka kitaplar da var o 97’nin içinde, merak ediyorsanız blogun yan tarafında tam listeyi görebilirsiniz. Ödül almış pek çok kitabı nefret ederek okuduğum hatta yarım bıraktığım oldu. Kitap blogumuzda kitabını olumsuz eleştirdiğimiz için bir yazarın bizimle adeta mahalle kavgası yapması da bu yılın unutulmazları arasına girdi.
Ve diyorum ki, bir gün bu dünyadan çekip gittiğimde-düşünecek vaktim olursa eğer-en çok benden sonra basılacak ve okuyamayacağım kitaplar için üzüleceğim. O yüzden durmak yok, okumaya ve okuma sırası gelmese de kitap almaya devam…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir