PERŞEMBENİN GELİŞİ CUMAYA ÖRNEK OLSUN :)

PERŞEMBENİN GELİŞİ CUMAYA ÖRNEK OLSUN 🙂

Ankara’nın okur-yazar takımı Dost Kitabevi’ni çok iyi bilir. Merkezi Karanfil Sokak’ta olan kitabevinin çeşitli yerlerde şubeleri de vardır. Karanfil Sokak’taki merkez mağaza kitapçı olmanın ötesinde bir buluşma mekanıdır aynı zamanda. Ne zaman gitseniz önünde randevulaştıkları kişileri bekleyen çoğu genç onlarca insan görürsünüz. Geçenlerde Facebook’ta şöyle bir şey okudum, kitabevi, önündeki küçük alana dikilen çiçeklerin kapı önünde bekleşenlerin oturmasından dolayı kırılıp örselendiğinin belirterek duvarın üstüne demir parmaklıklar çekmiş. Doğal olarak kitabevinin müdavimleri ve buluşma yeri olarak kullananlar bu duruma itiraz ederek “Parmaklıklar kaldırılsın” diye bir kampanya başlatmışlar. Bir süredir devam eden kampanya sonucu parmaklıklar kaldırılmış ve hatta duvarın üstüne ahşap oturma yerleri bile yapılmaya başlanmış. Bizzat gidip test edip onayladım, böylece kitaplığımdaki kitapların aşağı yukarı üçte ikisinin anavatanı olan kitabevi gözümden düşmekten kurtuldu. Diyorum ki okuyucusunun isteklerini gözönüne alan kitabevi candır. Hemen içeri girip kutlama bâbında 2 kitap satın alıverdim. Dün Facebook’ta bu ara okuduğum kitapların hiçbirinden memnun kalmadığımı söyleyince kitap önerenler olmuştu. Beğenilerine güvendiklerimin önerileri doğrultusunda oldu alışverişim, ikisini bulamadım, ikisini buldum. Seray Şahiner’in “Antabus”u ve Monica Maron’un “Acayip Bir Başlangıç”ı en kısa zamanda okunmak üzere kitaplığıma yerleştiler, hatta “Antabus”un 35 sayfası çoktan kıraat edildi bile.
Bugün Şuşu’cuğum ve Bilgeciğimin anneciğiyle buluştuk. Bir nevi aile mekanı haline gelmiş Akman Pastanesi bize ev sahipliği yaptı. Uzun uzun oturup bol bol sohbet ettik. Artık hepiciğimizi tanıyan ve ekstradan çay-kahve ikram eden garsonumuz yine kahve ikramı jestini yaptı, ben klasik olarak bozamı içtim. Hayatımda çok büyük bir değişiklik yaparak spesyalim sosisli sandviç yerine mantarlı-kaşarlı bazlama yedim, olağanüstü büyük bir porsiyondu, hepsini götürdüm valla, yaşasın kaloriler.
Gün boyu güneşli ve hayli sıcak olan hava ben eve döndükten kısa bir süre sonra beş dakika içinde kararıp bulutlandı ve gümbür gümbür bir sağanak indirdi. “Ne oluyoruz ya?” demeye kalmadan da dindi. Meğer o sırada Marmara Bölgesi’nde bir sürü yere kocaman dolular düşüp, İstanbul Tuzla’da da hortumlar oluşmuş. Doğa bize çok kızgın bu aralar, bir nevi “ayağınızı denk alın” demeye getiriyor.
Vaziyet böyle değerli takipçilerim, şimdi izninizle huzurdan ayrılıyor ve “Antabus”a kaldığım yerden devam etmeye gidiyorum. İyi geceler olsun…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir