Piyasaların Son Durumu

2013 yılı sermaye piyasalarımızda önce baharı ardından kışı yaşadığımız bir yıl oldu. Not arışı beklentisi ve küresel likidite heyecanıyla yılın ilk beş ayı coşkulu geçerken 22 Mayıs’ta Bernanke’nin varlık alım programının azaltılacağı mesajı rüzgârı tersine döndürdü. ABD’nin genişlemeci

politikaları sonlandırmaya hazırlandığının anlaşılması gelişmekte olan ülkelere yönelik olumsuz algıyı artırdı. O tarihten itibaren de gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan ülkeler bariz bir şekilde ayrıştı. Aynı dönemde Türkiye’de “Gezi Olayları” olarak bilinen sürecin başlaması Türkiye’nin kırılganlığını diğerlerine göre biraz daha arttırdı. 2014 yılındaki yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi riskin yükselebileceği beklentisi hakimken, 17 Aralık’ta göz altılarla başlayan süreç siyasi riski çok daha farklı bir boyuta taşıdı ve fiyatlamalara erken yansıdı. Bu olayın hemen ardından Fed’in 18 Aralık’taki toplantıda tahvil alım programını 10 milyar dolar azaltarak süreci başlatması, siyaset fiyatlaması nedeniyle göz ardı edilse de 2014’ün tamamında negatif etki yaratabileceği bir kenara not edildi. Siyasette yaşanan bu krizi son 12 yıldaki diğer siyasi krizlerden ayıran en temel özellik, bizce krizin iktidar partisini oluşturan oluşumlar arasında ortaya çıkması oldu. Daha önceki kapatma davası, muhtıra gibi tehditlerin tamamı parti dışından gelen tehditlerdi ve bu tehditler parti içinde safların sıklaşmasına neden olmuştu. Bu nedenle bu krizlerde en kötü senaryonun erken seçim olacağı ve yapılacak seçimin de sonucunun ne olacağı belliydi. Şuan ki sorun ise, senaryolar arasında seçim yapamamak ve daha da önemlisi bu senaryolardan biri seçilse bile sonrasının ne olacağını bilinememesi. İşte 2014 yılına böyle bir tablo altında giriyoruz. Umudumuz siyaset mekanizmasının bu krizi de aşacak bir yol bulacağı ve yeni dengenin bir an önce oluşacağı yönünde. Bu süreç aşılsa bile 2014 yılı seçim sürecinin sancılı geçeceğini tahmin etmek de zor görünmüyor. 2014 yılında erken genel seçim gündeme gelebilir mi, bunu da şu anki krizin seyri gösterecek. Seçim gündeme gelse bile bunun Ağustos ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde gerçekleşme ihtimali zor görünüyor ama genel seçimin cumhurbaşkanlığı seçimi ile birleştirilme olasılığını bir kenara yazmakta fayda var. Olası bir genel seçim risk mi fırsat mı oluşturur sorusuna gelince, şuan cevap vermek çok zor olsa da seçimin tıkanan siyaseti açabileceği ve bu nedenle böyle bir haberin olumlu etki oluşturacağına biraz daha fazla ağırlık veriyoruz. Tabi ki bu varsayımımız seçim sonrası güçlü bir hükümet kurulma olasılığına bağlı. Bu nedenle 2014’ü Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmak gerekebileceğini düşünüyoruz.

2014 iç piyasalar açısından zor geçecek

2014’ün denkleminde en önemli bilinmeyen iç siyasi gelişmelerin fiyatlara etkisi. 2013’ün son günlerini yaşadığımız dönemde BİST’teki ve TL’deki satışın sert olmasının nedeni de bu fiyatlamanın yapılamıyor olması. Yılın ilk bir iki haftasından sonra sis bulutu muhtemelen biraz daha dağılacak ve senaryolar şekillenmeye başlayacaktır. Ancak gerek mart sonunda yapılacak yerel seçim gerekse ağustosta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, siyasetin fiyatlara etkisinin çok geniş bir band içinde dalgalanmasına neden olacaktır. Sermaye piyasalarımızdaki tüm aktörler de 2002 sonrasında unuttuğu siyaset riski fiyatlamasını bu yıl yeniden hesaplara katmak zorunda.

BİST’i tahmin etmek çok zor olacak

http://is-arayanlar.net/ilanlari/secim-oncesi-ve-sonrasi-bistin-durumu/

Geçtiğimiz yılsonunda BİST tahminimizi yaparken 2012 yılı kapanışı olan 78.000 civarına göre yıl içinde yüzde 15 artı/eksi şeklinde dalgalanma olacağını belirtmiştik. Nitekim sene içinde artı %15’i de eksi %15’i de gördük. 2014’e ise yüksek belirsizlik altında giriyoruz. Ancak bu belirsizlik büyük oranda fiyatlara yansıdıktan sonra orta ve uzun vade için çok iyi fırsatlar doğabilir. Ancak bizim genel görüşümüz 2014 yılı içinde en azından ilk yarısında pozisyonların vadesinin çok uzatılmaması gerektiği yönünde. Yıl içinde yakalanan getirilerin zaman zaman realize edilmesinde fayda olacağını düşünüyoruz. Bu yıl hareket bandı biraz daha genişleyebilir. 2008 global krizinde BİST 100 endeksi 2002 sonrası başlayan yükselen trendi bozduktan sonra bu trendde sağlanan çıkışın %61,8’ini geri vermişti. Geçtiğimiz hafta da 2008 sonrası başlayan yükselen trendin altına sarkıldı. Bu trend 68,000 civarında bulunuyordu. Aynı zamanda %61,8 seviyesi öncesindeki bir diğer önemli seviye olan %38,2’de 65,750 civarında yer alıyordu. Geçtiğimiz hafta bu iki seviyenin de altına sarkıldı. İlerleyen haftalarda bu seviyelerin altında kalınması düzeltmenin bahsettiğimiz %61,8 seviyesine kadar devam etmesine neden olabilir. Bu durumda sene içinde 48,500 civarına kadar olacak bir geri çekilme dahi gündeme gelebilir. Bu seviyelere doğru olacak geri çekilmelerin Türkiye’nin uzun vadeli perspektifinde düşük rakamlar olarak kalacağını düşünüyoruz. Bu nedenle sene içinde bu bölgelere doğru geri çekilmeler yaşanacak olursa ülkenin uzun vadeli geleceğine yatırım yapacak yerli ve yabacı yatırımcıların portföylerindeki Türkiye ağırlığını artıracaklarını düşünüyoruz. Bu nedenle sene içinde bu seviyelere doğru olacak geri çekilmelerin birkaç yıllık vadede prim potansiyelinin yüksek olacağını düşünüyoruz.

NOT: Bu yazı 29.12.2013 tarihli PARA Dergisi için yazılmıştır.

En son yayınladığımız Masrafsız PTT Emekli Kredisi Denizbank 36 Ay Vadeli başlıklı yazımızda Denizbank, Emekli ve Kredisi hakkında güncel bilgi içermektedir.

Benzer yazılar

Previous post
Next post


Submit your comment

Your name is required

Web sitemizle alakalı görüş öneri ve taleplerinizi- icerikkontroltalebi@gmail.com -a iletiniz