VAKTİ GELDİ…

VAKTİ GELDİ…

Bu sabah gözüm takvime ilişip de ayın 27 si olduğunu görünce “eh artık zamanıdır” dedim ve kahveli portakal likörü yapmak için kolları sıvadım. Bilenler bilir sevgili Beste’nin tarifiyle 4 yıldır yapıyoruz bu likörü ve bir de ritüel başlattık. Likörü yapanlar Beste’nin Naneleri’nde paylaşıp yılbaşından bir gün önce belirlediğimiz bir saatte, belirlediğimiz bir neden için ve ilaveten hepimizin sağlığına kadehlerimizi kaldırıyoruz. Öyle geleneksel hale geldi ki Tijen İnaltong YKY yayınlarından çıkan kitabı “Her Güne Bir Yemek” te bile yer verdi, hem likörün tarifine, hem bu ritüele.
Fotoğrafta yapım aşamalarını görüyorsunuz. İhtiyacınız olan şey portakal, votka, esmer ve beyaz şeker ile kavrulmuş kahve çekirdekleri. Güneş almayan bir yerde saklamak koşuluyla 3 ila 4 hafta sonra içime hazır hale geliyor. Ben 2 portakal ve 70 cl’lik votka ile yapıyorum. Önce portakalları (mumsuz olmasına dikkat edin) güzelce yıkıyoruz. Sivri uçlu bıçakla her bir portakala 40’ar tane delik açıyoruz. O deliklere kahve çekirdeklerini 2. fotoğraftaki gibi yerleştiriyoruz. Ağzı sıkı kapanabilen ve portakalın sığabileceği büyüklükte olan bir kavanozun dibine 2 çorba kaşığı beyaz şeker, üstüne de 2 çorba kaşığı esmer şeker koyuyoruz. Likörünüzü tatlı seviyorsanız şeker miktarını artırabilirsiniz. Ben ilk yapışta 100 er gramdan 200 gr. şeker koymuş ve çok tatlı olduğu için votka eklemek durumunda kalmıştım. 2 yıldır şekeri azalttım, yine de tedbir olarak şeker eridikten sonra tadına bakıyor az ise biraz daha ilave ediyorum. Portakalları şekerin üstüne koyduktan sonra üzerini kapatacak kadar votka döküyoruz. 2 kaşık kavrulmuş çekirdek kahveyi de ilave ederek ağzını sıkıca kapatıyor ve karanlık bir köşede dinlenmeye terkediyoruz. Ara sıra sallayıp şekerin erimesine yardımcı olabilirsiniz. Genellikle 3 haftada içime hazır hale geliyor ama 4 haftada tam kıvamını buluyor. İnce delikli süzgeçten süzüp ikrama hazır hale getiriyoruz. Kokusuna ve tadına bayılacaksınız, bilhassa kahve yanında şahane oluyor. Haydi durmayın, sıvayın kolları, yılbaşına yetişsin.
İlk yaptığım yıl bir de öykü uydurmuştum, eğer okumadıysanız onu da ekleyim:
“Sabah mutfaktan gelen seslerle uyandım, apar topar daldım içeri “ne oluyor?” diye. Baktım kahve taneleri neredeyse pankart açıp yürüyüş başlatmak üzereler. “Derdiniz ne sizin yahu?” dedim, “daha kargalar kahvaltısını etmeden çıngar çıkarmışsınız”. İçlerinden en toraman olanı attı kendini ortaya, “Mutsuzuz” dedi, “doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklardan koparılıp getirildik bu gurbet ellere, büyük büyük dedelerimizden beri size hizmet edip dururuz. Biraz daha düzgün hayat şartlarını hakediyoruz. Daracık, havasız, ışıksız bir hücreye kapattınız bizi, sıkış-tepiş geçiyor ömrümüz”. Düşündüm, haksız sayılmazlar, ayrıca ben iyi bir işverenim, bana hizmet edenleri gözetirim. “Nedir arzunuz?” diye sordum, portakal bahçeleri içindeki bir toplu konutta birlikte yaşamak istediklerini belirttiler. İşi gücü bıraktım, 40 daireli bir apartmana yerleştirdim aynen söyledikleri gibi portakal kokan. “Oh, bu sorunu da çözdük” diye kahvaltımı etmeye gidiyordum ki yine çığrışmaya başladılar. “Şimdi ne oldu?” dedim, “Efkarlıyız apla” dediler, “vatan hasreti çekiyoruz, nerede o Kolombiya’nın mor sümbüllü bağları, kekik kokulu dağları”, ardından da hep birlikte ağlamaya başladılar. Yüreğim elvermedi o vaziyette bırakmaya, “Yürüyün la dedim “düşün ardıma”. Götürdüm bir meyhaneye salıverdim cümlesini. Alkolün içinde boğulsunlar, içip içip dağıtsınlar keratalar. Üç hafta sonra gidip sırtlar getiririm hepiciğini…”

En son yayınladığımız Oriflame kataloğu 12/2014 – 1-31 Aralık 2014 başlıklı yazımızda 12/2014, 2014 ve Aralık hakkında güncel bilgi içermektedir.

Benzer yazılar

Previous post
Next post


Submit your comment

Your name is required

Web sitemizle alakalı görüş öneri ve taleplerinizi- icerikkontroltalebi@gmail.com -a iletiniz